2010’lar Şiiri Üzerine Soruşturma-31: Süleyman Sabri Genç

Soruşturmayı Yürüten: Eray Sarıçam

1.Şiirimizde bir “2010 Kuşağı” olduğunu düşünüyor musunuz?

Düşünüyorsanız;

a. Bu kuşağın, önceki kuşaklarla ortak ve farklı yönleri nelerdir?
b. Bu kuşağın, poetik yönelimlerinden bahseder misiniz?
c. Bu kuşağın, öne çıkan temsilcileri kimlerdir?

Düşünmüyorsanız;

a. Bir şiir kuşağının yahut akımının ortaya çıkmasını ve yazın dünyasında tebarüz etmesini sağlayan koşullar nelerdir?
b. 1990 yahut 2000’ler Kuşağı artık yaygın olarak kabul görmüşken, 2010’ları neden bir kuşak olarak kabul etmiyorsunuz?

Düşünüyorum. 2010 kuşağı 2000 kuşağının biçemci ağırlıklı şiirinin bir nevi devamı olarak çıkmıştır. yine 2010’dan bazı şairlerin de 2000 şiiri hareketini etkileyen ücra, heves gibi dergilerde yer aldığını da görebiliriz. bu anlamda 2000’lerin biçemci ve somut şiiri hem dilin sınırlarını yoklamada hem de şiirin alanını genişletmede deneysel bir rol üstlenmiş, ikinci yeni’nin devamı diyebileceğimiz 80 ve 90 şiiri adına önemli bir kırılmaya ev sahipliği yapmıştır. bu anlamda kendi döneminde ön plana çıkamamış mustafa ırgat şiirinin yeniden ele alınması bu hareketliliğe dair verebileceğimiz örneklerden sadece bir tanesidir. peki 2010 kuşağı ne yaptı? heves ve ücra sonrası 2000 şiirini 2010 şiirine geçişi ekseninde iki perspektifte ele alabiliriz; 2000’lerin postmodern tavrını popülist bir düzleme taşıyan natama ve fayrap’ın başını çektiği şiirler ve yine güntan’ın parçalı ham manifestosuyla somuta yönelen aynı zamanda 2000’lerin dile dair deneysel arayışlarını sürdüren şiirler. bu noktada ideoloji olarak fayrap ve natama’yı birbirinden ayırmakla birlikte natama’nın yayımcılık serüveninde kaba popülist kimliğinden güncelin getirdiklerinin etkisiyle de giderek sıyrıldığını da ekleyelim. işte bütün bunların ortasında 2010 şairleri bireysel göstergelerin ayyuka çıktığı ve insanların özel yaşamlarını afişe etmeyi çığırından çıkardığı bir dönemde, kişisel tecrübelerden daha çok beslenen bir şiire kapı aralamıştır. nitekim hem neoepik şiire, hem biçemci şiire, hem de somut şiire dair örneklerde 2010 kuşağının günlük yaşamdan ve kendi içsel/dışsal tecrübelerinden yola çıkarak ekoller arasındaki sınırları belirsizleştirdiğini söyleyebiliriz. bu anlamda 2010 kuşağı şairlerinin kendi destanını veya sarkazmını güncelin olağan akışında kişiselleştirerek ortaya koyduğunu düşünüyorum. yine sosyal medyanın da kendini ortaya koymanın bir biçimi olarak bu şiirde önemli bir etkisinin olduğu kaçınılmaz. sosyal medyanın ilk akla gelen etkisine yazılı kaynakların denetiminden uzakta kişiye tanıdığı özgürlükle şairin şiire karşı -olumlu- tedbirsizliğine kapı aralamış olmasını örnek verebiliriz. ilk çıkışı itibariyle biçemci tarafı ağır bassa da dilin üzerine basarak olabildiğince hızlı bir şekilde muhatabına ulaşmaya çalışan şiirler 2010 kuşağı şiirleri. dilde ayrıntılara ve sekanslara dair önemin yitirildiği, anlamsızlığa sabrın kalmadığı, anlamın kolay ama marjinal aktarımlarına eğilimin arttığı ikinci, üçüncü bir garip dönemi belki de şiirde… öne çıkan isimlerini saymak isterdim ama gerçekten üşeniyorum şu anda. onlar kendilerini bilirler. ayrıca 2000 kuşağında hatta 90 kuşağında olup 2010 şiirine öncülük eden isimler de var. yani illa yalnızca 2010’larda şiir yazmışlarla kısıtlamamak lazım 2010 şairlerini.

2.1990 Kuşağı şairlerini, ekonomik krizler ve “28 Şubat” gibi olaylar fazlasıyla etkilendi. 2000’lerde ise bilgisayar, yazıcı ve cep telefonu artık hayatımızın bir parçası oldu. Doğal olarak bu yılların şairleri de bu tür teknolojik gelişmelerden etkilendi. 2010’lara geldiğimizde iki büyük olay görüyoruz: Gezi ve 15 Temmuz. Genel kanıya göre, ortaya bir kuşak çıkması için ülke ya da dünya çapında büyük olaylar yaşanması gerekiyor. Peki, bu iki büyük toplumsal olay, bu yıllarda eser veren şairleri nasıl etkiledi? Bir kuşak oluşmasını sağlayabildi mi? Veya poetik ve politik anlamda, şiirimizin önünün açılmasında bir “yararı” oldu mu?

Açıkcası ne gezi’nin ne de 15 temmuz’un elle tutulur bir etki bırakmadığını düşünüyorum. bunun nedeni de politik gündemin kalıcılığı sorunu. reel politik sürekli kendi aleyhinde işleyerek hafızasız bir topluma hizmet ediyor. hafızasız ve sanatsal açıdan zaten yetersiz olan bir toplumdan sağlam bir politik şiir çıkacağını zannetmiyorum. ama gezi’nin ve 15 temmuz’un arkasındaki paradigma değişimini, postmodern paradoksu çözümleyebilirsek sanattaki yansımalarını görmek kolaylaşacaktır. yani politik göstergelerin ötesinde paradigma değişimi üzerinden bir etki söz konusu olabilir.

3.Şurası bir gerçek ki günümüz okuyucusu hızlıca “tüketebileceği” metinlere öncelik veriyor. Bu nedenle; öykü, roman ve deneme gibi türler, hem satış hem de okunurluk açısından şiirden çok çok önde. Elbette şairin temel amacı çok satmak değil. Fakat bu tüketim çağına “ayak uydurmuş” dergiler, yayınevleri ve şairler de var. Bu açıdan bakıldığında, bugünün şairleri, bu tüketim çağında şiirin de bir tüketim ürünü yapılmasına karşı nasıl reaksiyon gösteriyorlar veya göstermeliler?

Şair kendi reklamını yapmak zorunda. niteliğinden taviz vermeden nicel olana da eğilmek zorunda. zaten ikisini bir arada götürebilmek de bir sanat. fildişi kulesine çekilmek marifet değil yani. ha burada hizmet ettiği şey kendi kimliği mi olur, şiir tarihi mi? orasını bilemem. ha her şeyin müşterisi var artık. o da ayrı bir konu.

4.2010’larda pek çok “faklı damardan” beslenen poetik yönelimler söz konusu: Epik, popülist, biçimci, görsel, imgeci, anlatımcı, felsefi vs. Ben tüm bu farklı yönelimlerin; klasik tabirle bir “delta”, bir “zenginlik” olduğunu düşünüyorum… Peki, sizce bugünkü tüm bu zenginliklerin, şiir geleneğimizle ne tür bağları vardır yahut herhangi bir bağ olmalı mıdır? Ve hangi yılların şiiri, gelenekten doğru ve tutarlı bir şekilde yararlanabilmiştir? (Gelenekten kastımı, hem uzak geçmiş hem de Cumhuriyet dönemi şiiri olarak düşünebilirsiniz.)

2010 şiirinin 2000 şiiri haricinde şiir tarihiyle pek bir bağı olduğunu düşünmüyorum. 2000 şiiri de gelenekselci değildi zaten. deneyseldi. dolayısıyla bana göre 2010 şiiri suya yazı yazmak gibi. ilerde hatırlanma sorunu yaşayacaklarını düşünüyorum. benim şahsen hatırlanma gibi bir ümidim yok. gelenekten doğru ve tutarlı bir şekilde yararlanma anlamında 2000 şiiri bir adım önde olabilir bu yüzden ama bu 2000 şiirini 2010 şiirinden daha iyi yapmaz.

5.Kendinizi, 20-30 yıl sonra edebiyat dünyamızda nerede konumlandırıyorsunuz

Konumlandırmıyorum.

Not: Şairin yazım ve noktalama tercihleri olduğu gibi korunmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir