Remzi Köpüklü – Rövanş’tan hareketle Ali K. Metin Şiirinin Eleştirisi

Türk şiirinin yatağında hızla akması ancak eleştirinin tıkalı damarları açmasıyla mümkündür ve günümüz edebiyat ortamının, genç şairlerin teorik yazılara günden güne daha az iltifat eder oluşu düşünüldüğünde Ali K. Metin’in bu çalışmaları oldukça kıymetlidir. Fakat ben bu yazıda bir eleştirmen olarak değil Rövanş’tan hareketle şair Ali K. Metin’i ele alacağım.

Kitapta yer alan şiirler üç ayrı bölüme ayrılarak okurun karşısına çıkmış: Rövanş, Göz Nöbeti ve Taze Kan.

Ali K. Metin’in şiire yüklediği misyon şiiri bir itiraz olarak ele alışı ve şiiri Türk kimliği ile bütüncül bir çerçevede değerlendirişi, genel itibarıyla onun İsmet Özel’le bir ruh akrabalığı içerisinde olduğu bilgisini bize veriyor.

“b. Şiirin kıymetini bilen bir uyanıklığı, bundan böyle Türklüğün ontolojik şartları arasında saymamız mümkün.
…4) Bir karakter, bir hayat memat meselesi olarak şiir: Poetik şiarımız tam da budur!”

(Taze Kan-2, sayfa 73)

Ali K. Metin’in şiirlerinde toplumsal bazı sınıflara, bürokratik tembelliğe, bürokrasinin küresel sisteme entegre oluşuna ve hukuk normlarına çok sert, hatta yer yer argoya kaçan fakat samimi tepkilerinin izlerine rastlıyoruz.

“Şövalye ruhumdan benim devlete hendekten atlayan bir azamet şimdi bir ürperti gelsin
Buna hem Avrupa Birliği yalakaları ve bizim bazı ibne bürokratlar çok şaşırsınlar
Mutlaka ama mutlaka şaşırsınlar
….
Başka telden çalıyor 657’ye kapak atar atmaz bizim kıçı kırık Türkler”

(Devlete Evet, Devlete Hayır: Bismillah, sayfa 9-10)

Modern çağın ve kapitalist ekonomik modelin, hayatımızı ve hayatımızla birlikte ruhlarımızı da teslim alışını dizelerine mesele eden şairin, sade-minimal yaşam tarzının yanında saf tuttuğunu ironik, mizahi ve konuşma havasıyla kurduğu dizelerinden anlıyoruz:

“[yeni bir koltuk takımı almanın gereğine nihayet inandım]

[bir otomobilimiz olmamasından gittikçe -hani- daha fazla utanır oluyorum]


[tüplü televizyon da tatlım haklısın ele güne ayıp oluyor, çaresine bakacağım üzülme]

(Medeniyete İktisap, sayfa 26-27)

Ali K. Metin’in şiirindeki bu hususiyetler onun neo-epik şiir geleneğinden de epey beslendiği bilgisini veriyor aslında bize. Dünyanın gidişatı üzerine mesai harcayıp toplum adına bir çıkış yolu araması ve söyleyişte yalınlığı-apaçıklığı savunması bu tezimi destekler niteliktedir. Şairin şiir formundan ayrılıp düzyazıya yaklaşan dizeleri, klasik şiir geleneğinin yapısından uzaklaştığını ve fakat yaşayan şiirin nimetlerinden de faydalandığını gösterir. Bu dizeler şairin şiir tavrını ve çeşitli şiir yaklaşımlarını teorik-düşünsel planda ele alması nedeniyle dikkate değerdir:

“Hakiki şiir [bu sebeple] tıkırdamaktan hoşlanmaz

Salt biçimcilerse malum
tıkırdamakla
marufturlar.”

(Taze Kan-1, sayfa 65)

Ali K. Metin şiirinde neo-epik anlayışın etkisi her ne kadar belirgin olsa da birkaç yerde onun Koma Şiir’den ve Fütüristik akımdan beslendiği de bir gerçektir. Fakat bu beslenişi Metin’in şiirlerinin geneline teşmil edebilmek mümkün değildir.

“Taze Kan. Acil Hemen. Aranıyor. Doğruya [doğru].
Doğrusunu Allah [gerçi] [en tabii]
niha-
yetinde.”

(Taze Kan-1, sayfa 61)

İkinci dizede ‘doğrusunu Allah’ denilmiş fakat cümle burada kesilmiştir. Okur burada eksik bırakılan kısmın ‘bilir’ ile tamamlanacağını hiç tereddütsüz fark eder. Dizelerin bu şekilde bir anda kesilmesi 90’lı yıllarda Mustafa Akar ve İsmail Kılıçarslan’ın temsil ettiği fakat devam ettirmediği Koma Şiir anlayışının esintisidir bir bakıma.

Bir başka şiirde ise, barındırdığı ritim açısından akla direkt Nazım Hikmet şiirini getiren bir ahenk vardır:

“Ben çünkü. İstemem. İstemeyiz. Naylon. Devrimler. Falan. Dekadan. Laşmak. Ha sakın. Çünkü biz. Biz. Önemli. Yiz.
Türkler-
Biz. Öyle çok.
Karnımız. Gevezeliğe. Gayrı tok.
Tok.”

(Taze Kan İçin Birinci Zeyl, sayfa 76)

Türk şiirinin geldiği yer itibarıyla dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus ise, güncel şiir üzerinde tekleyen dizelerin hâkimiyet kurması tehlikesidir. Türkçe’nin dil imkânları zorlandığında aslında bu tehlikenin bertaraf edilmesi pek de meşakkatli değildir. Fakat bu verimi elde etmek programlı ve inatçı bir çalışmaya ihtiyaç duyar. Bugün edebiyat dergilerinde görünen, çeşitli ortamlarda kalem oynatan isimlere bu anlamda bir görev düşmektedir.

Tam bu noktada Ali K. Metin’in Medeniyete İntisap şiirine dikkat çekmek zihin açıcı ve yerinde olacaktır:

“Yarın ertesi gün her gün
Tamam her şey zamanında
Haklısın haklısınız haklılar
Ekonomiye vakit var çalışacağım”

İlk dizede aynı kelimelerin tekrarı, ikinci dizedeki ‘haklılar’ ve üçüncü dizedeki ‘var’ kelimelerindeki ses yakınlığı ile şair gürül gürül akan bir şiirle buluşturur okurunu. Türk şiirinin yatağında aynı hızla akması, büyük ölçüde bu bilinçle oluşturulmuş şiirlerin varlığına bağlıdır desek pek de yanılmış olmayız.

  • Bu yazı ilk olarak www.dunyabizim.com adresinde yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir