Âlim Kahraman-Tüm Açılardan Adnan Adıvar

Onu Halide Edip’in eşi olarak mı hatırlıyorlar? Yoksa İlim ve Din kitabının yazarı olarak mı? Doktorluğu, İkinci Dünya Savaşı öncesi Tıp Fakültesi’ndeki müdürlüğü veya Hilal-i Ahmer’deki önemli faaliyetleriyle hatırlayanlar da olabilir. Bunların hepsi yerindedir. Ancak orada kalmaz.

Tuncay Birkan, yeni harfli dönemin (1928 sonrası) gazeteleri üzerinde çalışmaya devam ediyor. İyi de ediyor. Birçok önemli ismin kitaplaşmamış, yüzlerle ifade olunacak yazıları uzanacak eller bekliyor oralarda. Kıymetini bilen için birer hazine.. Daha önce Refik Halit külliyatına ciltlerce kitap eklemişti. Bu sefer de A. Adnan Adıvar’ın kitaplaşmamış yazılarından bir cilt hazırladı. Can Yayınları arasında, Dünyayı Düzeltmek başlığıyla çıktı. Adıvar’ın kendi kitaplaştırdıklarına girmeyen 97 yazısı bir araya getirilmiş kitapta.

Bugünkü okuyucuya Adnan Adıvar ismi ne hatırlatıyor?

Onu Halide Edip’in eşi olarak mı hatırlıyorlar? Yoksa İlim ve Din kitabının yazarı olarak mı? Doktorluğu, İkinci Dünya Savaşı öncesi Tıp Fakültesi’ndeki müdürlüğü (bugünkü Dekan) veya Hilal-i Ahmer’deki (Kızılay) önemli faaliyetleriyle hatırlayanlar da olabilir. Bunların hepsi yerindedir. Ancak orada kalmaz. Birçok örgütlenmede (Karakol, Wilson Prensipleri Cemiyetleri) öncü olarak görürüz kendisini. Anadolu hareketi yanlısı olan Milli Türk Fırkası listesinden Meclis-i Mebusân’a girer. İstanbul’daki tazyikler artınca eşi Halide Edip’le Ankara’ya gidip Millî Mücadele’ye katılır. Büyük Millet Meclisi’nde Meclis İkinci Başkanı’dır. Başkan, Başkuman’dan olarak Anadolu içlerine doğru yola çıktı mı Ankara Adnan Adıvar’a emanet! Bu kadar güvenilir ve etkili!

MEHMET AKİF’İ İSMİNİ VERMEDEN ANAR

Burada biraz duralım. Bir ışık çakımı bir tablo.. Bir Ramazan akşamı, Tacettin Dergahı’nda Mehmet Akif’in iftar davetlisidir. Yalnız olarak. O gece geç saatlere kadar Dergah’taki sohbetleri sürer Adnan Bey’le Âkif’in. Halide Hanım’ın Sebilürreşat çevresiyle yıldızı barışmasa bile Adnan Bey’le arası düzgündür şairin.

Bunu şunun için hatırlattım. Dünyayı Düzeltmek kitabında, Adnan Adıvar, yer yer, birçok yabancı ve bazı yerli şahsiyetlere, onların bazı söz ve eserlerine göndermelerde bulunur. Yabancılar’dan Einstein ve Toynbee başta gelir. Yerli isimler arasında Tevfik Fikret, Yahya Kemal vb var. İsmi açıkça anılmadan Âkif de girer bu listeye. Bir örnek: “Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım” (s. 107). Bunu bir formül, bir düstur olarak anar Adıvar.

Adnan Adıvar, hayatının çizdiği rotalara göre, zaman zaman, kendine yeni uğraş alanları belirler. 1923’ten itibaren bir süre diplomasi mesleği içinde de bulunur. Sonra, Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası (Partisi) ile muhalefete başlar. Partideki isimler, bir süre sonra gerçekleşen İzmir Suikastindeki rolleriyle yargılanmaya başlayınca işler karışır. Önce o da yargılanır, adı temize çıksa bile ülkede tutunması mümkün olmaz, eşi Halide Edip’le beraber zorunlu yurtdışı hayatı başlar.

İLME DAİR ÇALIŞMALAR YAPAR

Yeni ilgi alanı bilim tarihi ve felsefesidir artık. Osmanlı Türklerinde İlim kitabı bu uğraşlarının bir verimidir. Önce Fransızca olarak yazar bu kitabı. 1939’da yurda döndükten sonra, ilk baskısını hazırlarken inceleme fırsatı bulamadığı Türkiye kütüphanelerindeki yazmaları da elden geçirip eseri âdeta yeniden yazar.

Bu esere dikkatimi çeken, Eski Türk Edebiyatı hocamız rahmetli Mehmed Çavuşoğlu oldu. Divan şiirini yorumlamada bize sağlayacağı faydaya değinerek. Hoca, divan şiirinin arkasındaki evren tasavvurunu, kozmik algıyı çözebilmemiz için o asırların ilim anlayışını bilmemiz gerektiğini söylüyordu. Osmanlı Türklerinde İlim kitabını ısrarla bunun için öneriyordu (1975).

Adnan Adıvar eşiyle Türkiye’ye döndükten sonra, 1955’e kadar süren hayatının bu son döneminde, yine sessiz ve esaslı çalışmalarını sürdürür. Yaş olarak en verimli yıllarıdır. Önemli iki çalışmasından biri, İngilizce İslâm Ansiklopedisi’nin Türkçeye kazandırılması projesisidir. Sadece bir çeviriyle yetinilmiyecek, Türkiye açısından eksik görülen maddelerin ilavesiyle ansiklopediye bir parça telif havası da kazandırılacaktır. Temel olarak Ansiklopedinin Osmanlıya bakışındaki “yabancı” ve “çarpık” bakış, tercümeyle Türkçesi’ne de yansımış, bu tarafıyla Türk ilim kamuoyunda tartışmalara yol açmıştır. Bu eser her şeye rağmen sağladığı faydalar yanıda, yeni ansiklopedilere olan ihtiyacı farkettirmesiyle de işlevini yerine getirmiş oldu.

DENEME TÜRÜNÜN BAŞARILI ÖRNEKLERİ

İkinci önemli faaliyeti, düzenli olarak ölümüne kadar sürdürdüğü gazetelerdeki yazı çalışmalarıdır. Bu yazıların ilmi eserlerinden ayrılan en önemli yönü, genel okuyucuya seslenen gazete yazıları olmasıdır. Ancak, halk için de değildir, bir entelektüel birikim ister.

Kitapla ilgili detaylı değerlendirmelere yer kalmadı. Ancak şu kadar söyleyeyim, tam anlamıyla “deneme” türünü temsil edici yazılarıdır bunlar. Daha önce böylesi bir tecrübeye sahip olmadığı halde, yazarın başarılı kalem denemeleri var Dünyayı Düzeltmek kitabında. Adıvar’ın, türün klasik olmuş, dünya çapındaki yazarlarından el aldığı görülüyor. Bu bakımdan, bizim deneme tarihimiz yazılırken atlanmaması gerekenler arasında görüyorum onu. Adım adım ilerleyen, çözümlemeci bir dil geliştiriyor yazar. Yer yer kendini katıyor işin içine. Çoğu zaman kavramlardan yola çıkarak kuruyor yazılarını. Dil zevki ve bazı görüşleriyle belli formül ve kalıplara indirgenemeyen bir yazarla karşı karşıyayız. Bağımsız ve kendisi. Onun için Tuncay Birkan’ın bu yazılardaki temel anlayışı “demokratik sosyalizm” olarak adlandırmaya çalışmasını da sınırlayıcı bulduğumu söylemeliyim. Kendisi bir “Liberalizm”den söz ediyor bir yerde, belki bu, ötekinden daha uygun Adıvar için. Bir portreye sadık kalmak adına bu portreye uygun bulunmayan bazı yazıların kitaba alınmamış olduğunu Birkan’dan öğreniyoruz. Bunu söyleme “dürüstlüğü”ne teşekkür ederiz. Keşke bu dürüstlüğü biraz daha ileri götürüp o yazılar da alınsaydı; ola ki içlerinde “yanlış” bulduklarımız da bulunsun. Adnan Adıvar gibi adamları, tüm açılardan görme hakkı verilmeli okuyucuya diye düşünüyorum.

Adnan Adıvar’ın ilmiyeden olan aile büyükleri arasında Aziz Mahmud Hüdaî Hazretleri de varmış. Sahip çıktığı fikrî bağımsızlığı, insan ve hayvan sevgisi, tevazuu, çelebi yaratılışı birdenbire yerine oturmuş gibi oldu bunu öğrenince zihnimde

  • Bu yazı ilk olarak www.yenisafak.com adlı sitede yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir