Aslıhan Aksakal – Çingeneler (Osman Cemal Kaygılı)

“Çingene bizzat bahardır.”

Uzaktan gözlemleyerek değil, bizzat halkın içinde görüp yaşayıp kağıda döken bir yazarın romanı: Çingeneler.

1935’te tefrika edilen Çingeneler romanı 1939 yılında kitap haline getirilmiştir. 2019’un Mart ayında da Can Yayınlarındaki ilk baskısı yapılmıştır. 1942’de CHP Roman Yarışması’nda derece alan roman İstanbul Çingenelerini anlatmakta ve Kaygılı’nın gözlem gücünü açıkça göstermektedir. Mekan ve insan tasvirleri, olaylar, içinde bulunulan durumlar detaya girilerek anlatılmış ve Osman Cemal Kaygılı’nın anlattığı her sofra, her kılık kıyafet, her karakter göz önüne gelmiş, bahsi geçen her ses okuyucunun kulağını doldurmuş, anlatılan her karakter hayatın bir yerlerinde can bulmuştur. Hayatın ve gerçeğin tam içinden, tam merkezinden konular seçen Kaygılı; seçtiği konuları, hayat ile gerçeği özenle işlemiş ve ustaca aktarmayı bilmiştir.

Çingeneler romanının yapısı dört kısma ayrılarak kurulmuştur. İlk kısımda Hayri Bey’in ağzından İrfan Bey ile nasıl bir arkadaşlıkları olduğunu, Çingenelerin alemine nasıl bir giriş yaptıklarını görmüş oluruz. Hayri Bey romanın asıl anlatıcısı olmakla beraber Hayri Bey’in eserine, İrfan Bey’in hatıra defterini eklemesiyle romanın bir diğer anlatıcısı İrfan Bey olmuş olur. İrfan Bey’den alınan hatıra defteri Hayri Bey tarafından ikinci ve üçüncü kısımda olduğu gibi aktarılmıştır. Son kısımda ise Hayri Bey, İrfan Bey ile yıllar sonra nasıl karşılaştığını ve kitabın ikinci ile üçüncü bölümünü oluşturan hatıra defterinin nasıl eline geçtiğini anlatmaktadır.

Çingenelerin kültürel, sosyolojik, psikolojik halleri; onların dışlanmışlıkları, ötekileştirilmeleri ve bu yabancılaştırılmanın Çingeneler tarafından nasıl karşılandığı romanda gözler önüne serilmektedir. Çingenelerin pek çok değeri, dilleri, enstrümanları, türküleri, ninnileri, şarkıları, şiirleri, hayata bakış açıları, kendileri içinde farklılıkları gibi konular roman boyunca işlenmiştir; romanda düğün töreninde yapılan hamam alayları, damat tıraşı merasimleri, sazla sözle ve gösterişle yapılan kavgalar anlatılmış, Sulukuleli ve Ayvansaraylı Çingeneler ile göçebe, çadırlarda yaşamını sürdüren Çingeneler arasındaki rekabet, anlaşmazlık gösterilmiştir. Romanda Çingenelerin kültürel özellikleri üzerinden ilerlenirken dönemin İstanbul eğlenceleri, müzik anlayışı, fasılları ve alemleri, toplum yapısı, devlet düzeni, memur hayatı, ulaşım araçları, ekonomi ve pek çok sosyolojik etken anlatılmaktadır.

Gözleme önem verişiyle, kötüyü ve çirkini ayıklamadan anlatışıyla, toplumun belli kesimlerinden seçtiği karakterleri kendisi gibi, olduğu gibi konuşturmasıyla Osman Cemal Kaygılı natüralist bir çizgide durmaktadır. Mizahi anlatımıyla, dilini mizahın getirdiği imkanlarla işlemesiyle bilinen Kaygılı bu romanında da mizahın getirilerinden beslenmiş, yer yer okuyucunun tebessüm etmesini sağlamıştır. Halk kültürünü çok iyi bilmesi, bu kültürle büyümüş olması eserlerine yansımış; geleneksel Türk tiyatrosunun mizahı kullanma biçiminden yararlanmıştır. Karagöz ve Hacivat gölge oyununda diyaloglar esnasında kelimeleri yanlış anlama üzerine kurulu mizah, geleneksel anlatılardaki bazı güldürme ögeleri Çingeneler romanında da yer almaktadır. Halk anlatılarından beslenmesiyle, bizzat halkın içindekini anlatmasıyla, halk kitlelerini ve İstanbul’u analiziyle, kültüre dair pek çok önemli bilgiyi bize aktarmasıyla Çingeneler romanı değerli bir yere haizdir.

Son olarak, edebiyat denilen kavram hayatın ve gerçeğin içinde yaşamaktadır. Buna ilişkin olarak hayat ve gerçek de edebiyatın içinde can bulur. İşte Çingeneler romanı Türk edebiyatında hayatın ve edebiyatın birbirinin içine geçtiği, halkalandığı en önemli yapıtlardan biridir.

                                                                                                

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir