Büşranur Yürükoğlu Yazdı; Birimizin Gelişmesi, Hepimiz İçin Bir Gelişmedir: Hidden Figures

Yıl 1961, Amerika ve Rusya arasında her konuda rekabetin kızıştığı bir dönem. Doksanlı yıllara kadar sürecek olan soğuk savaşın ısıttığı bir ortam. İki taraf da uzay araştırmaları yapıyor. Film Amerikan yapımı olduğundan tabii ki biz rekabetin Amerika tarafını görüyoruz. Ruslar malum casuslarıyla ünlü, Sputnik adında ta 1957’de uzaya yerleştirdikleri, casus, yapay bir uyduları var. Bu durum tabii Amerika kanadında büyük bir endişeye sebebiyet veriyor. Çünkü bu kıtalar arası bir saldırıyı gerçekleştirebilme gücü demek. Bütün bunlar Amerikalıların, yani özelde NASA’nın son sürat çalışıp uzay teknolojisi alanında Rusları geçmesi gerektiği anlamına geliyordu. Gelgelim teknoloji alanında böyle gelişmeler yaşanırken insan hakları ayaklar altına alınıyordu.

Şimdi gelelim filme. Film yaşanmış hikâyelerin üzerine kurulu biyografik tarzda bir film. Başrolde üç siyahi kadın var. Empire dizisinden hatırladığımız Taraji P. Hanson, Janelle Monae ve Octavia Spencer canlandırıyor bu karakterleri. Oldukça zeki bu kadınlar, NASA’nın Colored Computing, yani siyahi bilgisayarlar departmanında çalışıyorlar. O zamanlar henüz mekanik anlamda bilgisayar yok ve uzaya gidecek teknolojinin matematiksel hesaplamalarını insanlar yapıyor. Bu departmanda genelde kadınlar çalışıyor. Gördüğüm kadarıyla işin angarya kısmı gibi görülüyor ama sistemin en önemli çarkı olduğu da belli. Dorothy Vaughn o departmanın adı konulmamış müdürü, “adı konulmamış” diyorum, çünkü siyahi olduğu için kimse ona bu unvanı vermiyor. Mary Jackson işin mühendislik tarafında harikalar yaratan bir kadın, ama o da bu unvanı kolay kazanmıyor. NASA, kadınları mühendislik programına almıyor, Virginia’da ise hiçbir siyahi kadın beyazların okulunda okumaya hak kazanamamış. O okulda okuyabilmek için bir dilekçe yazıyor ve mahkemeye çıkıyor Mary, mahkemede onu her seferinde tersleyen ve bunun olamayacağını söyleyen hâkime öyle bir konuşma yapıyor ki sonunda hâkim ona yalnız gece okuluna gitmek şartıyla izin veriyor ve biz filmi izleyen bütün vicdanlı insanlar rahat bir nefes alıyoruz. Sonunda mezun oluyor Mary, NASA’nın ve Amerika’nın ilk siyahi kadın hava mühendisi oluyor. Üstelik kadın bunları yaparken ikide çocuğu var!

Katherine Johnson, filmin başında çocukluğundan bir kesit gördüğümüz dâhi matematikçi… Üst düzey bilgiler, herkesten gizlenen sayılarla (hidden figures) yapılan hesaplamalarda sürekli yapılan hatalar yüzünden analitik geometrisi çok iyi olan birisi aranmakta. Katherine, bu iş için biçilmiş kaftan tabii. Uzun matematiksel işlemlerin yapıldığı merdivenle çıkılan meşhur tahtalar, çok ciddi, sadece erkeklerin yapabileceği bir işle uğraşan erkekler ve tabi çıtı pıtı bir beyaz sekreter hanımımızın olduğu çalışma alanına giriş yapıyor. Görevi onların yaptıkları işlemleri son bir kez gözden geçirip, hataları bulmak. Orada The Big Bang Theory’den tanıdığımız Jim Parsons, ablamıza yapmadığını bırakmıyor. Çünkü nasıl olur da bir kadın, hem de siyahi bir kadın ondan daha iyi olabilir bu konuda! Tabi ki bu ablamız bir geliyor, pir geliyor buraya. Bilgiler gizli olduğu için üstünü çizip veriyorlar, sonra bir de hata bul diyorlar. Zaten siyahiler farklı tuvalete gidiyor, bu tuvalet de baya uzakta bu odaya. Koştur koştur gidip geliyor, beyazların içtiği kahve otomatından kahve bile alamıyor. O derecede insani olmayan koşullar ve aşağılama var. Gerçekten ben size uzaya çıkamazsınız demedim insan olamazsınız dedim. Neyse anlayacağınız o yıllar siyahi olmak çok zor, kadın olup bu tarz erkek egemen bir yerde onlarla aynı işi yaparken çalışmak ayrı zor. Kadınları sadece sekreter yapıyorlar o yıllar malum (bkz. Mad Men). Sonra her şey güzel giderken IBM bir tanesi bir odaya sığan bilgisayarı yapıyor. Hesaplamaları yapacak yazılım daha tam çalışmasa da computing ablalarımız için tehlike çanları çalıyor. Nitekim kısa bir süre sonra Katherine’i kibarca kovuyorlar buradan. Bu arada Rus Yuri Gagarin 1961 yılında Sputnik 1 ile uzaya fırlatılmış ve dünya yörüngesinde dönüşü tamamlamıştı, Amerikalılar ise birkaç başarısız deneme yapmıştılar sadece. En iyisi daha fazla spoiler vermeyelim bu “gerçek” hikâyeyi izleyip –tamam, biraz klasik bir Holywood işi olabilir–, gerekli motivasyonu alıp, bugünler için şükredelim ve yarınların daha da iyi olması için cesaret dolalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir