Günümüz Türk Öyküsü Üzerine Söyleşi-20: Sıddık Yurtsever

Söyleşiyi Yürüten: Burak Çelik

Sıddık Yurtsever, Malatya’da dünyaya geldi. Türkçe öğretmenliği mezunu. Eğitimine edebiyat alanında yüksek lisans yaparak devam ediyor.  Mahalle Mektebi, Hece, İtibar, Karabatak, Muhayyel gibi dergilerde öykü ve yazıları yayımlandı. Halihazırda bir yayınevinde editör, bir kitabevinde çalışan.  

1.Öyküyle ilk ne zaman göz göze geldiniz? Tanıştınız demiyorum, çünkü tanışların gözüne dosta baktığımız gibi bakmayız; öyküyle ne zaman samimi oldunuz?

Üniversite sondaydım. Arkadaşlarım yazdıklarımın öykü olduğunu söylediler, ben deneme sanıyordum (Gülüşmeler falan).  Sonrasında öyküye dair düşünmeye başladım.

2. Öykü ne anlatır? Her şey öykünün malzemesi olabilir mi? Kurmacanın kuramayacağı şeyler var mıdır?

Bu, sanırım, öykü dünyamızla alakalı bir durum. Öykünün imkanları ayrıca konuşulur. Ama benim dünyam özel olmalı. Her yazarın dünyasında bu kişisellik vardır bence. Metni oluştururken bu hassasiyet gözetilerek oluşturulur. Genel soruya gelince, bence kurmaca güçlü olduktan sonra her şeyi malzemeye dönüştürebilir.

3. Modernite ve postmodernite Türk öyküsünü daha çok hangi konularda etkiledi?

Teknik imkanlar, anlatımın yenilenmesini sağladı. Okuru hiç haberdar olmadığı o pencereye dair düşünmeye sevk etti. Fakat modernizmin ve postmodernizmin çıkış noktasına hazırlıksız yakalandığımızı düşünüyorum. Batı’da akımları doğuran bir alt yapı var. Bizde ise transfer ediliyor bir bakıma.

4. Öykü yayıncılığını –yayınevleri ve dergiler açısından-, günümüzdeki ve geçmişteki durumuyla beraber bakacak olursanız nasıl değerlendiriyorsunuz?

1980’lerde bir derginin sadece bir ilde beş bin sattığını duyduğumda şaşırmıştım açıkçası. Nasıl yani demiştim. Sonra düşününce aslında normal olduğunu fark etmiştim. O dönemlerde sınırlı sayıda dergi vardı. Merkez’de bir veya iki dergiden söz ediyorduk. Şu an öyle değil. Onlarca dergi var. Fanzinler var.

Dergilerin ve yayınevlerin öykü ve öykü dosyası bulmakta zorlandıklarını düşünmüyorum. Bu yazarlar için de geçerli tabii ki. Niceliksel olarak artış olduğu her zaman söylenir. Ben nitelik olarak da gençlerin çok çok iyi olduğunu düşünüyorum.

5. Günümüzde özellikle revaçta olan “öykü/yazı atölyeleri”ni gerekli ve faydalı buluyor musunuz?

Şairliğin doğuştan kazanılan bir hassa olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında anlatıya dair her atölye katılımcıyı muhakkak bir yerden bir yere yolculuğa çıkaracaktır. Bu biraz “ustayla” biraz da “çırakla” alakalı.

6. Sizce günümüzde biçimler, akımlar vb. anlatının önüne geçiyor mu? Biçim ve anlatı arasında nasıl bir ilişki olmalı?

Anlatımın imkanlarını artıran her akım ve her biçim güçlendirici bir etkiye sahiptir bence. Bu biraz dozla da alakalı. Yazar dozunu iyi verirse hiçbir problem olmaz.

7. Sosyal medya ve teknoloji öyküyü ne yönde etkiledi? Sosyal medyada da bir çeşit anlatı biçimi kuruluyor, bu sanal anlatı biçimi, öyküyü etkiledi mi, etkiler mi?

Yaşanılan her dönemin zamanındaki anlatıyı etkilediğini düşünüyorum. Bu illa sosyal medyayla alakalı olmayabilir. Konuşma tarzımız, giyimimiz, hayata bakış açımız değişiyor. Anlatım tarzımız da bundan etkilenmek zorunda. Bu etkiyi illa olumsuzlama olarak değerlendirmiyorum. Çağın imkanları var. Mesela öykülerde görseller kullanılıyor artık.

Sosyal medyanın genel diliyle anlatmak, dile bir nevi işkence etmek gibi. Sosyal medya aceleci, sınırlı, öfkeli. Böyle bir dil anlatıda işe yaramaz.

8. Şairler birbirleriyle sürekli bir kavga hâlindeler. Bu kavgaların nedenleri genelde ideolojik olduğu gibi, şiirden de kaynaklandığı oluyor. Fakat öykücüler birbirleriyle bu şiddette ve sıklıkta kavgaya tutuşmuyor. Bunun nedeni öykücülerin ideolojiden uzak durması ve biçime ya da içeriğe fazla takılmamaları mıdır?

Bu soruyu öykücü-şair bağlamından koparıp cevaplamak istiyorum. Kavganın yiğitliğin şanından olduğu söylenir. Hangi kavganın, hakikate götüren kavganın. Yaşadığımız dönem maalesef bizleri ideolojiden nasiplenmemeyi öğreti. İşin garip tarafı, bunun bilincindeyiz de. Bile isteye tercih ediyoruz bu durumu. Artık sadece menfaatlerimiz var, ilişkilerimiz var.

9. Öykü, kısa öykü, minimal öykü, hikâye, kurmaca, anlatı… Siz hangisini tercih ediyorsunuz? Ya da illa bir tür belirlemek zorunda mıyız?

Adlandırmaların sınırladığını düşünenlerdenim. Ve bu adlandırmanın an’a bağlı olmaması gerektiğine inanıyorum. Yıllar sonraya kalacak bir öyküye nasıl bakılacak. Bence o zaman düşünülmeli. Kendi öyküme de bir üst başlık olarak sadece “öykü” diyorum.

10. “Asla böyle karakter oluşturamam.” dediğiniz öykü karakteri/karakterleri var mı? Varsa hangi karakter/karakterler?

Çok fazla var isim vermek yerine şunu söyleyeyim: Bir karaktere soğukkanlı olmayı öğretemeyen biriyim. Bu özelliği, oluşturduğu karaktere yansıtan kim varsa ona gıpta ediyorum.

11. “Şu eser gibi bir eser ortaya koyarsam gözüm açık gitmem.” cümlesindeki “şu eser” sizin için nedir?

Dino Buzzati-Clombre

12. İyi bir öykü okuru metinde nelere dikkat etmelidir? Yani iyi bir öykü okuru olmak için ne yapmak gerekir?

İyi bir öykü okuru olduğumu söylesem belki haddi aşmış olabilirim. Ama dikkatli bir okur olduğumu söyleyebilirim. Okur eğer şüpheye düşmüyorsa karaktere, olaya dair; acaba demiyorsa, metni benimsiyorsa girizgah yapılmış demektir. Sonra tamamıyla empati.

13. Siz öykünüzü yazarken okuru merkezinize ne kadar yaklaştırıyorsunuz?

Ben yazdığım öykünün ilk okuruyum. Bunu unutmamaya çalışıyorum. Beğenmediğim ya da tatmin olmadığım bir metin okuru merkezine almıyor demektir. Tatmin olduğum metinlerin en azından bir şansı var diye düşünüyorum.

14. Öykü yazmak için haklı bir nedene ihtiyaç var mı? Varsa sizin haklı nedeniniz nedir?

Elimden başka bir şey gelmiyor. Kamburu bu sayede düze çıkarmaya çalışıyorum. Heybedeki yükü başka türlü boşaltamam.

15. Bize hangi üç tane yerli ve üç tane yabancı öykü kitabını önerirsiniz?

Ramazan Dikmen- Kıyıya Vuranlar,

Reşat Nuri Güntekin- Akşam Güneşi,

Yunus Develi- Perde;

Borges- Alçaklığın Evrensel Tarihi,

Mıgırdiç Margoysan- Gavur Mahallesi,

Cafer Modarres- Ben Sabaha Kadar Uyanığım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir