Günümüz Türk Öyküsü Üzerine Söyleşi-27: İbrahim Halil Çelik

Söyleşiyi Yürüten: Burak Çelik

İbrahim Halil Çelik, Gaziantep’in Nizip ilçesinde 1 Ekim 1989 yılında doğdu. Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümü mezunu. Gaziantep’te öğretmenlik yapmaktadır.

Öyküleri; Heceöykü, Mahalle Mektebi, Muhayyel, Mavi Yeşil, Edebiyatist ve Edebiyat Nöbeti adlı dergilerde yayımlandı.

1.Öyküyle ilk ne zaman göz göze geldiniz? Tanıştınız demiyorum, çünkü tanışların gözüne dosta baktığımız gibi bakmayız; öyküyle ne zaman samimi oldunuz?

Ben edebiyatla, okumakla çok geç tanışanlardanım. Üniversiteye başladığımda hayatıma kitaplar da girdi. Türk klasiklerini ve dünya klasiklerini okumaya başladım. Şiirler okudum bol bol. Henüz öykü yoktu hayatımda. Şiir tutkum vardı. Ümit Yaşar Oğuzcan, Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Adnan Yücel… Derken üniversitedeki öğrenci arkadaşlarımın bir edebiyat dergisi çalışması olduğunu duyuru panolarından öğrendim. İletişim kurdum. Şiir gönderdim. Toplantılarına katıldım. En can alıcı kısım şuydu: Dergide Ödüllü Öykücü Yavuz Ekinci ile Söyleşi de vardı. Söyleşiyi okuduktan sonra öykü kitaplarını aldım Yavuz Ekinci’nin. Baktım güzel gidiyor; öykü kitapları almaya devam ettim. Sanırım o öykü kitaplarını elime aldığım günlerde samimiyet kurdum öyküyle.

2. Öykü ne anlatır? Her şey öykünün malzemesi olabilir mi? Kurmacanın kuramayacağı şeyler var mıdır?

Hayatımız tüm sürprizlere açık. Buna dayanarak diyorum, öyküyle her şey anlatılabilir. Ki sözlü ve yazılı tahkiye geleneğimize bakıldığında bu durum anlaşılacaktır.

3. Modernite ve postmodernite Türk öyküsünü daha çok hangi konularda etkiledi?

Benim burada önemsediğim nokta postmodernizmin varoluşsal bir hesaplaşmayı öyküye katmış olması. Bir iç döküşün varoluşsal bir hesaplaşamaya dönüşmesi ile dilde de bir değişim oldu. Daha yoğun bir dil geldi öyküye. İmgeler, çağrışımlar; parodi, üst kurmaca hepsi postmodernizmin birer armağanı değil midir? Klasik cümle yapılarının yerini şiirsel bir üslupla kurulan cümleler aldı. Devrik cümleler daha sık kullanılmaya başlandı. Bu açıdan her iki akımın da dile farklı katkılar sağladığını düşünüyorum ama postmodernizmin muhtevaya da katkılarının olması değerlendirilmesi gereken ayrı bir mevzu olarak karşımıza çıkmaktadır.

 Modernizmin gelenekçiliği yıkıp dil ve içeriğe yeni biçimler katması, bunalım edebiyatını edebiyatımıza getirmesi Türk öyküsüne yeni bir boyut kazandırdığının göstergesidir. Bana göre postmodernizm, modernizmin bir devamı aslında fakat sadece kılık değiştirdi. Her ikisi de Türk öyküsünü benzer açılardan etkiledi.

4. Öykü yayıncılığını –yayınevleri ve dergiler açısından-, günümüzdeki ve geçmişteki durumuyla beraber bakacak olursanız nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence dergiler öykünün diri ve canlı kalmasını sağlayan en önemli ögedir. Hatta dergiler olmasaydı öykü yazarları da bu kadar üretken olamazdı diye düşünüyorum. Şiir ve öykü dergilerde bolca yer alabildiği için şanslı edebi türlerdir desem yanlış olmaz sanırım.

5. Günümüzde özellikle revaçta olan “öykü/yazı atölyeleri”ni gerekli ve faydalı buluyor musunuz?

Yazı/öykü atölyelerine katılmamış biri olarak bu soruya cevap vermek gerçekten zor. Fakat şunu söylemek mümkün, bu atölyelerin yazmak isteyenlere rehber olabileceği kanaatindeyim.

6. Sizce günümüzde biçimler, akımlar vb. anlatının önüne geçiyor mu? Biçim ve anlatı arasında nasıl bir ilişki olmalı?

Hayır. Bence anlatı her zaman kendi akımını, biçimini belirliyor.

İkinci soruya gelirsek şunu demek mümkün; adını hatırlayamadığım bir yazara sormuşlar, roman nasıl yazılır, diye. Verdiği cevap benim için bir rehber olmakla birlikte müthiş değerlidir: Körü körüne yazılır, demiş. Biçim ve anlatı arasındaki ilişki de böyle olmalı. Anlatacağımız konuya göre bir anlatım biçimi oluşturmak, illa şöyle anlatayım demek bence yazacağımız esere bir yapaylık cezası keser.

7. Sosyal medya ve teknoloji öyküyü ne yönde etkiledi? Sosyal medyada da bir çeşit anlatı biçimi kuruluyor, bu sanal anlatı biçimi, öyküyü etkiledi mi, etkiler mi?

Sosyal medyanın anlatı biçimi dili yalınlaştırmak yerine dili yavanlaştırdı maalesef. Bunun öyküyü etkilediğini düşünmüyorum. Fakat genel anlamda dile ve anlatıma zarar verdiği kanaatindeyim. Şunu da belirtmek istiyorum, sosyal medyada inanılmaz zengin bir mizahi anlatım var. Bu dikkat edilmesi gereken bir güzellik bence.

8. Şairler birbirleriyle sürekli bir kavga hâlindeler. Bu kavgaların nedenleri genelde ideolojik olduğu gibi, şiirden de kaynaklandığı oluyor. Fakat öykücüler birbirleriyle bu şiddette ve sıklıkta kavgaya tutuşmuyor. Bunun nedeni öykücülerin ideolojiden uzak durması ve biçime ya da içeriğe fazla takılmamaları mıdır?

Öykünün ateşi daha az olduğu için sanırım. Çünkü şiir biraz coşku, biraz ideoloji ve biraz söylevdir.

9. Öykü, kısa öykü, minimal öykü, hikâye, kurmaca, anlatı… Siz hangisini tercih ediyorsunuz? Ya da illa bir tür belirlemek zorunda mıyız?

İşin aslı anlatmak.

Neyi nasıl anlatacağımı bilmeden çoğu kez oturuyorum masaya. Anlatacaklarımı yönlendiren gizil bir güç varmış gibi ortaya çıkıyor yazdıklarım. Bilerek veya isteyerek, planlayarak bir tür belirlemiyorum, o kendiliğinden oluşuyor.

10. “Asla böyle karakter oluşturamam.” dediğiniz öykü karakteri/karakterleri var mı? Varsa hangi karakter/karakterler?

Buna verebileceğim çok örnek var aslında. Ama nedense aklıma ilk gelen Kaçakçı Şahan’daki karakterler. Bekir Yıldız, bu öyküsünde inanılmaz bir gerçekçiliği çok kuvvetli bir dil ve tasvirlerle çok inandırıcı anlatmış.

11. “Şu eser gibi bir eser ortaya koyarsam gözüm açık gitmem.” cümlesindeki “şu eser” sizin için nedir?

Bu soru için cevabım bir roman: Gölgesizler. Hasan Ali Toptaş’ın bu eseri gibi bir eser (öykü/roman) yazmayı çok isterdim.

12. İyi bir öykü okuru metinde nelere dikkat etmelidir? Yani iyi bir öykü okuru olmak için ne yapmak gerekir?

Bu, sanırım biraz sezgisel bir durum. İyi bir öykü okuru kendi öykü amacına göre sezgisel bir bakışla nelere dikkat edeceğini gayriihtiyarî belirler bence.

13. Siz öykünüzü yazarken okuru merkezinize ne kadar yaklaştırıyorsunuz?

Burada asıl önemli olan niçin yazdığımız. Okur için mi, kendimiz için mi? Açıkça ben yazarken birileri bunu okuyacak derdinde olmadım hiç. Sanırım yazan her kişinin böyle bir hassasiyeti var. Fakat sonra bunu paylaşmak arzusu doğuyor nedense. Kimse yazdıklarından dolayı mahcup olmak istemez. Ama yine de okuru düşünen, okura göre yazan biri olmadım hiçbir zaman.

14. Öykü yazmak için haklı bir nedene ihtiyaç var mı? Varsa sizin haklı nedeniniz nedir?

Yazmasam çıldıracaktım, diyor Sait Faik Haritada Bir Nokta adlı öyküsünde. Yazan her kişi bu hissiyatla yazıyor diye düşünüyorum. Benim böyle bir sancım var en azından. Yazarak bu sancıya derman ararım ama yazmak daha da dertlendirir. Sonra aynı döngü başlar: Sancıyı dindirmek için yazmak.

15. Bize hangi üç tane yerli ve üç tane yabancı öykü kitabını önerirsiniz?

Bu çok zor olacak ama aklıma ilk gelenleri söylemek gerekirse şunları söyleyebilirim.

Mustafa Kutlu-Uzun Hikâye,

Murat Özyaşar-Sarı Kahkaha,

Sait Faik Abasıyanık-Alemdağ’da Var Bir Yılan;

Edgar Allan Poe-Bütün Öyküleri,

G. Marquez-On İki Gezici Öykü,

Julio Cortazar-Bütün Öyküler.

5 Replies to “Günümüz Türk Öyküsü Üzerine Söyleşi-27: İbrahim Halil Çelik”

  1. Sevgili İbrahim,
    Yazarlık hayatında başarılar dilerim. Genç bir öğretmen yazar değil de çok tecrübeli bir yazarın söyleşisi okudum. Tebrik eder yazarlık hayatın öykülerin gibi heyecanlı olsun.

  2. İbrahim Halil hocam faydalı bir söyleşi olmuş tebrikler. İbrahim Halil hocam bir çok öyküsünü okudum çok güzel öyküleri var. Hocam sayesinde öykü okumayı sevdim. Bundan sonraki çalışmalarında başarılar dilerim hocam

  3. İbrahim bey’in birçok öyküsünü okuyan biri olarak, başarılı birine başarı dilemek ne derece doğru bilmiyorum, bence olan başarının devamını ve muvaffakiyetinin ziyadeleşmesini dilemek daha doğru olur. Başarılarının ve muvaffakiyetinin devamını diliyor ve dua ediyorum. Sevgilerimle…

  4. Çıkaracağı öykü kitabını en çok bekleyenlerdenim.
    Bana öyküyü sevdiren kalem.
    Yolun açık olsun güzel insan.

  5. Okuduğum her öykünüzde farklı yollardan ilginç, güzel, süpriz, sonuçlara ulaştırdınız. Öykülerinizin sonucunda olayın nereye ulaşacağını kestirebilmek çok güç bir durum; bu yüzden öyküleriniz ilgimi daha çok çekiyor. Bana öyküyü sevdirdiğiniz için teşekkür ederim. Yeni öykülerinizi ve özellikle de kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir