Hamza Eren Sarıçam – Otantik Bir Fantastik Roman Prototipi: Yeşim Taşı Efsanesi – Karanlık Dünya’ya Yolculuk

Ömer Ünal’ın Karakum Yayınevi’nden çıkan Yeşim Taşı efsanesi: Karanlık Dünya’ya Yolculuk isimli romanı Oğuz, Umay ve Berk adlarındaki üç çocuğun başından geçen bir dizi fantastik-efsane ekseninde gelişen olaylarla Türk milletini kurtarmalarını anlatıyor. Çocuklar Türk devletlerinin güç ve refahının kaynağı olan ve aynı zamanda romana da adını veren efsanevi yeşim taşının kötü güçlerin eline geçmesiyle devletin başına gelebilecek kötü olayları önlemek için çıktıkları yolculukta başlarına gelen türlü maceraları konu almaktadır. Üç arkadaşın yaşadığı bu macerada Türk mitoloji ve efsanelerinden bolca referanslar görmek mümkündür. Bunun dışında, roman boyunca zaman yolculuğu, paralel evrenler gibi bilim kurgu, fantastik türüne ait elementler de görmek mümkündür.

Romanda bolca Türk kültür, gelenek, efsane ve mitolojisine atıf yapılmaktadır. Tulpar, demirkıynak, arçura, ejderha gibi Türk mitolojisine ait olan unsurlara yer verilirken, tarihi olay ve figürleri de arka planda görebilmekteyiz. Örneğin, Orhun yazıtları, Divanü Lugati’t-Türk ve mohaç meydan muharebesi gibi Türk tarihinin farklı kesitlerinden olaylar da vardır. Bunlar yazarın romanın içinde doğrudan ya da dolaylı olarak romanla hedeflediği kültürel bilinç kazandırma fikrinin bir parçası olarak bir şekilde kullanılmakta. Ayrıca, Ünal’ın özellikle bahsi geçen mitolojik unsurlar üzerine iyi çalıştığı ve bunları da yavan bir şekilde sadece sayfalara bırakmadığı, aksine kullandığı materyalleri olaylara yedirdiğini görebilmekteyiz.

Tabii burada bahsi geçen türden Türk kültür unsurlarını kullanırken ki niyetini yazar, bazen çok ön plana çıkarmış adeta iğreti durmasına sebebiyet vermiştir. Bir mesaj verme kaygısı olduğu aşikâr. Bu yadırganacak ya da istenilmeyecek bir şey değil ancak açık bir şekilde anlatıcının dilinden bunların tekrarlanması romanın bağlamında adeta çıkıntılıklar yapıyor. Bir anda anlatıcının kaygılarını şöyle ya da böyle bir şekilde dinlemek romanın duruşunu zayıflatan bir hale geliyor. Bunun yanı sıra okuyucuya da alan tanınmamış oluyor. Okuyucu romandan çıkarım yapması için alan bırakmak yerine anlatıcının sunduklarıyla salt olarak yetinmesi romanı basitleştiriyor hatta amiyane tabir ile sıradan bir propaganda aracına dönüştürüyor.

Bir diğer değinilmesi gereken önemli husus ise romandaki karakterler. İlk başta üç çocuğun böylesine önemli bir görev için seçilmesi alakasız dursa dahi Türk tarih ve kültüründe çocuğa yüklenen anlam ve önem ile düşünülünce bir nebze de olsa bu durumu kabullenmemizi sağlıyor. Ancak çocukların ve özellikle Tamer öğretmenin mükemmelliği veya neredeyse kusursuz oluşları romanın hikâye anlatışı kısmında basitliğe kaçılmış gibi bir his uyandırmakta. Bir başka deyişle karakterler üzerinden ne bir hikâye anlatıcılığı ne de gerçekçi bir karakter analizi görmek mümkün değil. Fantastik bir evren olsa dahi kendi gerçekliğini kurmuş ve kaybetmemiş olması gerekmektedir.

Bunun dışında yine romanın geneli düşünüldüğünde en tutarlı karakterin Tamer öğretmenin babası Tunakan bey olduğunu düşünmekteyim. Bunun sebebi ise daha önce belirttiğim gibi bağlamda en tutarlı ve romandaki olaylarla en uyumlu karakter oluşudur.

Olaylar ise roman boyunca hızla üzerinden geçilmiş gibi durmaktadır. Bunun sebebi ise yine hikâye anlatıcılığı ile karakterlerin kendi içlerindeki eksiklik ve yavanlığın birbirlerini beslemesidir. Bununla beraber Ünal’ın Türk kültür ve mitolojisini bu denli iyi kullanması hikâye kısmının göz ardı edilmesini sağlayabilir. Ayrıca, roman içerisinde gerektiği yerlerde gerilim oluşturmayı da farklı bir şekilde başarmıştır. Bu sayede de romanın sürükleyiciliği ve destansı anlatımının devamlılığı sağlanmıştır.

Romanda dilin ise basit ve anlaşılır oluşu yazarın romanla hedeflediğini yaparken kullandığı silahlardan biridir. Tıpkı Türk kültür ve efsanelerini fantastik bir alemle sunarak yaptığı gibi okunurluğunun ve sürükleyiciliğinin bir diğer kaynağıdır. Romanın sonunda ise hem heyecanı hem de merak duygusunu yüksek seviyede bırakarak serinin bir sonraki romanını beklememize yol açmıştır. Kültürel bilinç kazandırma işini ise bir şekilde romanın sürükleyiciliği ile sağlamış, sağlıyor gibi gözükmektedir. Farklı şekilde değerlendirilmesi gereken bazı yerlerinin olmasına rağmen roman Türk kültür unsurlarını kullanışı ile öne çıkarak kendisinden bu özelliği ile bahsettirmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir