MODERN ARAP EDEBİYATININ ÖNCÜSÜ: MAHMUD DERVİŞ

Mirza Muhammed Atan

Mahmud Abbas’ın deyişiyle Filistin’in Büyük Oğlu Mahmud Derviş,  1941 yılında İngiliz mandasındaki Filistin’de, Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açar. Doğumundan yedi yıl sonra dünyadaki mülteci sayısını ikiye katlayan, İngilizler tarafından gittikçe palazlandırılan İsrail Devleti 1948 yılında kurulur. İsrail, Filistinlilerin Nekba (Büyük Felaket) dedikleri işgale başlar. Mahmud Derviş dâhil, Filistinlilerin çoğu silah/bomba sesleri arasında ülkesini bırakıp Güney Lübnan’a göç etmek zorunda kalır. Küçük Derviş’in çocukluğu ve ülkesi elinden alınır. Lübnan’da mültecilik, mülteci kampları, göç ve sığınmacı kavramlarıyla acı bir şekilde tanışır.   

On yedi yaşına gelen Mahmud Derviş, ailesiyle beraber, gizli yolları bilen bir kılavuz eşliğinde Filistin’e döndü. Köyünün yerinde, İsrail buldozerlerinin dümdüz ettiği çıplak bir arazi görür. Hem göçe zorlanması hem de kendi ülkesine kaçak yollarla dönmek zorunda bırakılması kanına dokunur, ülkesini bu hale getirenlere karşı öfkelenir. Yapabileceği tek ve en önemli iş olarak şiirle direnmeyi görür. Filistin’e yasal olmayan yollarla girdiklerinden dolayı İsrailliler onlara ikamet belgesi vermezler. Kendi ülkesinde parya konumuna düşer. Bütün bu olanlar Derviş’in öfkesini alevlendirir, öfkesini şiire döker ve yazdığı şiirlerle Direniş Şairi olarak ünlenir.

Lise yılları sırasında Marksist görüşleri benimsemeye başlayan Mahmud Derviş, 1961 yılında İsrail Komünist Partisine katılır. Partinin “Sömürgeciliğe karşı Arap halklarıyla.” sloganı genç yaştaki Derviş’i etkiler. İsrail hükümeti, Filistinli şair ve yazarların kendilerini politik olarak ifade edebilecekleri sivil bir örgüte izin vermediklerinden bu partiye katılmak dışında seçenekleri yoktur. İlerleyen zamanlarda partinin yayın organları olan “El İttihat” gazetesi ve “El Cedid” dergisinde çalışır. Yirmili yaşlarındayken El Cedid dergisinin editörü olur.

Çeşitli konularda şiir yazan, çok sayıda şiir divanı olan Mahmud Derviş’in adı, Filistin davasıyla özdeşleşir. Çocukluğundaki öfkesini muhafaza eder ve yazdığı Kimlik Kartı şiiriyle ünlenir. Bütün Arap dünyasının ve özellikle Filistinlilerin hafızasına işlenir, neredeyse herkes tarafından ezberlenir. Şiir ve yazılarıyla İsrail yönetiminin tepkisini üzerine çeker. Mahmud Derviş, İsrail yönetimine rağmen binlerce kişinin bulunduğu şiir dinletilerine katılır. İsrail silahlı güçleri de Mahmud Derviş’in katılacağı programlar düzenlenen her köyü kuşatma altına alır. Çoğu zaman şiir dinletileri engellenir ve Derviş tutuklanır.

1961’de İsrail polisi hiçbir sebep göstermeden ve mahkemeye çıkartmadan onu evinde tutuklar. İlk tutuklanması iki hafta sürmüştür. Mahmud Derviş, “İlk tutuklanma unutulmayan ilk aşk gibidir.” ifadelerini kullanır. 1967’de Kudüs’te bulunan İbrani Üniversitesi’nin düzenlediği şiir gecesinde Adamların Marşı adlı şiirini okumasından sonra ikinci kez tutuklanır. Tutuklanma sebebi ise Hayfa’dan Kudüs’e gitmek için İsrail yönetiminden izin almamasıdır. İsrail Hükümeti Derviş’i 1960-70 yılları arasında ev hapsine tabi tutar, Hayfa’dan ayrılması yasaklanır.

Sürekli polis gözetiminde olması ve sık sık tutuklanması Mahmud Derviş’i bitkin kılar. Filistin’den ayrılma kararı alır. Sırasıyla Moskova, Kahire, Beyrut, Tunus ve Paris gibi şehirlerde sürgün hayatı yaşar. Derviş, direniş şairi kimliğine sürgün şairi kimliğini de eklemiş olur. Derviş’in dünyaya açılması onun şiirde değişikliğe gitmesini ve olgunlaşmasını sağladığı gibi, bu seyahatler onun dünyaca tanınmasını sağlar. Şair en son kendi ülkesine, Filistin’e döner, Ramallah’ta hayatının sonuna kadar orda yaşar. 

İlk seyahati 1970 yılında üniversite eğitimi için Moskova’ya olur. Moskova onu ideolojik olarak hayal kırıklığına uğratır. Bir yıl sonrasında şiirinin olgunlaşacağı, edebi hayatında yeni bir sürecin başlayacağı Mısır’ın başkenti Kahire’ye gider. Kahire’de uzun süre kalamayan Derviş, 1972-1982 yıllarını geçireceği Beyrut’a gider.

Mahmud Derviş, kalemiyle Filistin’in çığlığı olur. Kendisini ülkesinin durumunu dünyaya duyurmakla görevlendirir. Beyrut’ta olduğu sıralarda Yaser Arafat liderliğindeki Filistin Kurtuluş Örgütü’ne katılır. Mahmud Derviş’in katılışı FKÖ üyelerini motive eder. İsrail FKÖ kadrosunu dağıtmak için Beyrut’u işgal eder. Bu işgal esnasında çadır kamplarında yaşayan Filistinli mültecilere yönelik Sabra ve Şatilla katliamlarını gerçekleştirir. Yaşanan katliamın ardından 1982’de yazdığı Beyrut Kasidesi’yle 1984’te Lenin Barış Ödülü’nü (SSCB) alır. FKÖ’de bazen aktif bazen pasif roller alan Derviş, Yaser Arafat tarafından imzalanan Oslo Antlaşması’nı protesto etmek için FKÖ’den istifa eder. Bütün vaktini şiir yazmaya ayırır.

Şiir için harcadığı zamanın karşılığını ödüllerle ve binlerce satan kitaplarıyla alır. Aldığı ödüller arasında yukarıda bahsettiğimiz ödülün yanısıra 2003 yılında Uluslararası Nazım Hikmet Ödülü (Nazım Hikmet Vakfı) ve 2006 yılında ise Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında yer alması da dikkat çekicidir.

Mahmud Derviş, başarısız evlilikler yapar. İlk evliliğini 1977 yılında Suriyeli meşhur şair Nizar Kabbani’nin yeğeni Rana Kabbani’yle yapar. Rana’nın doktora öğrenimi için Cambridge Üniversite’sine gitmesi ve eşinden ayrı kalması nedeniyle bu üç yıllık beraberlik son bulur. İkinci evliliğini 1980 yılında şair ve çevirmen Mısırlı Hayat Heeni’yle yapar. Bu evliliğinde ilkinden daha çok problemlerle karşılaşan Mahmud Derviş, bir yıl süren bu beraberliği de sonlandırır. Derviş’in her iki evlilikten de çocuğu olmaz. İki kez evlenip boşandıktan sonra yalnızlığa alışan ve sorumluluktan kaçan Mahmud Derviş, üçüncü kez evlenmeyi göze almaz.

1984 ve 1998 yıllarında kalbi iki kez durmuştu, geçirdiği kalp ameliyatlarını başarıyla atlatan Mahmud Derviş’in, 9 Ağustos 2008’de tarihinde ABD’nin Teksas şehrinde geçirdiği açık kalp ameliyatı başarısız olur. Hayatını kaybettiğinde 67 yaşında olan Mahmud Derviş’in cenazesi Ramallah’ta toprağa verilir. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Mahmud Derviş’in ölümünden sonra Filistin’de üç günlük yas ilan eder ve bir açıklamada bulunur:

“Filistin’in yıldızı artık yok… Filistin’in bin yıllardan derlediği yıldız gökyüzünden ait olduğu derinliğe kayıp gitti…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir