Ömer Ünal – Bilimkurgu Adasına Yolculuk

İnsanlara bakıyorum ve dehşete düşüyorum…

Sanki içlerindeki hayvan sürekli dalgalanıp kabarıyormuş gibi geliyor.

Herbert George Wells, özellikle bilim kurgu meraklılarının yakından tanıdıkları bir isim. “Zaman Makinesi”, “Görünmez Adam”, “Dünyalar Savaşı” gibi kült sayılan kitaplarında da bilim ile edebiyatın kavşak noktasında duran yazar “Dr. Moreau’nun Adası” adını taşıyan kitapta da bizleri distopik bir evrene dahil ediyor.

Kitapta Edward Prendick -ki başkarakter- bir gemi kazası sonucu, Pasifik Okyanusu’ndaki volkanik bir adada bulur kendisini. Kazadan hayatını kurtaran Montgomery, bu adada Dr. Moreau’nun deneyleri için çalışmaktadır. Dr. Moreau ise yaptığı deneyler nedeniyle toplumdan dışlanmış bir bilim adamıdır.

Dr. Moreau adasındaki çeşitli hayvanlardan insan üretmeyi istemektedir. Bu amacında da başarılı olduğunu ifade edebiliriz. Çünkü adada Sırtlan Domuz Adam, Kurt Adam, Köpek Adam örnekleri yer almaktadır.

Edward, adaya ayak uydurmak istese de bunun mümkün olamayacağını kısa zamanda kavrar ve adadan kaçış yollarını aramaya başlar.

Hayvan adamlar disiplini sağlamak için “kanun” kavramından hareketle kendilerine yasak olan ya da dinsel bir ifadeyle günah olanları iyi öğrenmişlerdir.

Wells, burada alegoriye girerek dini dogmalara karşı kılıç kuşanmaktadır. Kanun, kutsal kitaplar; yasa koyucu ve koruyucular ise papazlar, hahamlar oluverir.

Wells, karakterlerin psikolojisini de çok iyi bir şekilde betimler. Örneğin,

“Çığlık dışarıda daha da şiddetli duyuluyordu. Sanki dünyadaki bütün acılar bu çığlıkta ses bulmuş gibiydi. Yine de böyle bir acının yan odada çekiliyor olduğunu bilsem ve bu sessiz bir acı olsa, öyle inanıyorum ki –o zamandan beri düşünüyorum bunu– buna çok daha kolayca katlanırdım. Ancak acı, bir ses bulup sinir uçlarımızı titrettiğinde bizi eline geçiren bu acıma duygusunu hissederiz. Parlak gün ışığına ve insanı yatıştıran deniz meltemiyle dalgalanan ağaçlara rağmen, kareli taşlardan yapılmış duvarın içindeki evden gelen sesleri duyamayacak kadar uzaklaşana dek, bütün dünya, ortalıkta savrulan kara ve kızıl hayallerle titreşen bir karmaşa olmaktan çıkamamıştı.”

Doğa-bilim çelişkisi; insan-din ilişkisi; yalnızlık-kalabalık çatışması kitabın geneline hâkim olan ikili zıtlıklar. Acı, zulüm, ahlaki sorumluluk, insanın doğaya müdahalesi gibi felsefi temalarıyla dikkat çeken yapıtında, Wells daha sonra genetik alanındaki çalışmaların gündeme getireceği etik meseleleri de tahmin ettiğini belirtmek gerek. Ayrıca Doktor Moreau’nun Adası bilimin kontrolden çıktığı zaman barındırabileceği potansiyel tehlikelere karşı bir uyarı niteliği de taşımaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir