Semih Samyürek – “Bozkırın Savaşçısı”

Orta Asya Türk tarihi, diğer bir deyişle İslamiyet öncesi Türk tarihi, bugünden bakınca oldukça merak uyandırıcıdır. Fakat merakımız ne kadar yüksekse, elimizdeki kaynaklar da o derece azdır. Zeki Velidi Togan gibi değerli akademisyenlerin çalışmalarıyla ortaya konan ve bugün artık yavaş yavaş geniş kitlelere yayılmaya başlayan eski Türk tarihi; gözümün önünde belli imgeler oluşturacak seviyeye gelmiş durumda. Buna rağmen eski Türklerin yaşantısına dair hala tam olarak aydınlatılamayan noktalar olduğunu da biliyoruz.

Akademisyenler, Türk tarihinin karanlık noktalarını aydınlatmaya çalışadursun, yazarların da burada belli bir görevi ifa edebileceği kanaatindeyim. Özellikle kültürel alandaki boşlukların doldurulması adına, romanların önemli bir işlevi bulunuyor. Dilimizin, kültürümüzün, birçok davranış biçimimizin kökleri kuşkusuz eski Türk tarihinde gizli. İşte bu sebeplerle, eski Türk tarihine dair yazılmış romanlara ilgi duyarım. Bozkırın Savaşçısı, bu alanda yazılmış, akıcı bir roman. Yalnız bir savaşçısının serüveni üzerinden Türklerin birbiri arasında yaptığı sonu gelmez mücadelelere odaklanan kitap, hem derdini ortaya koyuyor hem de eski Türklerin yaşantısına dair birçok önemli noktayı gözlerimizin önüne getiriyor.

Karakum Yayınları’ndan çıkan Bozkırın Savaşçısı, Kutlu Altay Kocaova’ya ait. Roman, bir günde bitirebilecek bir hacme sahip. Okurken, bazen kopuzun sesini duyuyorsunuz. Bu özelliğiyle görsel ve işitsel dürtülere de dokunabilen bir romandan söz ettiğimizi ifade etmek isterim.

Kitaba dair önemli noktalardan biri, diyalogların tümüyle günümüz Türkçesine uygun yazılmış olması. Kuşkusuz romanın yazılış sürecinde yazar bu konunun üzerinde durmuştur. Anlatıcının hikayeyi okura aktarırken günümüz Türkçesini kullanması, okur açısından zaten elzem. Fakat, alıntılanan diyalogların o dönem kullanılan kelimelere ses açısından biraz daha yakın olması, kitaba ayrı bir imge gücü katabilirdi kanaatindeyim. Elbette takdir yazarındır.

Bozkırın Savaşçısı, hem tarihi roman özelliğiyle hem de Türkler arasındaki bitmez tükenmez iç mücadelelere dair sunduğu farklı bir perspektifle meraklıları için okunmayı hak eden bir roman olarak karşımıza çıkıyor. Romanın oldukça kısa tutulmuş olması, tadı okurun damağında bırakabilir. Bunun için de yazarın yeni kitaplarını takip etmekte fayda var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir